Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

Duruş Farkı; Kayık Şiraze

3 Temmuz 2011 günü patlak veren şike olayında Fenerbahçe Başkan'ı ve bazı yöneticileri "şike suçlaması"yla gözaltına alındı ve tutuklandı. "Camiamıza operasyon yapılıyor" dediler.

Sonrasında telefon konuşmaları, çeşitli fotoğraflar ortaya çıktı. "masumiyet karinesi" dediler.

Malum takımın Başkanları "mahkemedeki savunmamda her şeyi anlatacağım" dedi, "darağacında olsak da son sözümüz fenerbahçe"den başka hiçbir şey söylemedi, "başkanımız masum" dediler.

Namusumuz dedikleri "Cas Davası"nı geri çeken yönetimlerine hesap sormadılar, "ülke menfaati" dediler.

Şimdi Pfdk'nın uydurma kararları açıklandı. Kendilerine karşı oynayan rakip takım oyuncusu şike suçu nedeniyle futboldan men edildi, şikeyi veren yöneticileri ceza aldı ama hala takımlarının masum olduğuna innanıyorlar, "biz aklandık" diyorlar.

Bakın arkadaşlar bunlar Türk futbolunun arsızları. Her şeyi satın alabileceklerini düşünen, sorgulamadan, sevdikleri renklerin üzerine sıçanlardan bu kirliliğin hesabını sormadan yaşayıp, onlardan olmayanları yok etmeye yemin etmiş vahşi bir kabileye benziyorlar.


5 Sene önce patlak veren, İtalya Futbol Tarihi'nin en büyük şike skandalın'da büyük bir haksızlığa uğramışken(Juventus) Yönetimi, taraftarı, futbolcu 'gık'ını bile çıkarmazken, daha iddianame bile hazırlanmamışken, mahkemenin "m"si konuşmuyorken, şikenin olup olmadığı tartışılırken Juventus küme düşürülmüştü. O dönemde Federasyon başkanlığına yeni atanan Guido Rossi(eski telecom italia ve inter ikinci başkanı) Yeni bir madde oluşturmaya karar vermiş, hakemleri atayanlar ile yapılan görüşmelerin birden fazla olması halinde hepsinin bir havuzda biriktirilmesi ve bu görüşmelerin muhataplarının ''şike ilgili hiçbir delil elde edilmese bile’’ maç ayarlamaya kalkışmak ile itham edilmesi kararlaştırılmıştı. Böyle saçma salak bir madde yürürleğe sokuldu ve gayrihtiyar görüşmelerin tespitinden dolayı Juventus suçlu bulunmuştu.

O güne kadar böyle bir yasanın varlığı mevcut değildi. Ve birkaç ufak ihlali toplayıp daha büyük bir suç ile eş görüp buna göre bir ceza verme usulü de mevcut değildi. Aynı mantığa göre üç defa yere tükürmek bir araba çalmak veya üç korner bir penaltıydı.Bu yeni oluşturulmuş madde sadece juventus için uygulandı.

Ülkemizde de tv programlarında Juventus ile alay edildi hatta bir maçta Beşiktaş ile husumeti bulunan bir takımın taraftarları tribünlerinde "Şikenin rengi her yerde aynı" şeklinde pankart açtı.

Bunu söyleyenlere acaba hangi maçın şatılmış olmak bir yana şaibeli ilan edildiğini sorsanız cevap veremezler. Hangi hakem juventus tarafından ayarlandığına hükmedilip ceza almış diye sorsanız cevap veremezler.(Çünkü ayartılmış bir hakem yoktur ortada, kanaata göre karar verilmiştir) Ancak ezber okumaya devam ederler.


Tüm bu haksızlıklar yaşanırken bu camianın önünde gelenleri, taraftarı, sevdalısı tepki koydu mu? Hayır. Juventus ve Fiat’ın sahibi Gianni Agnelli 2004 yılında vefat ettiğinde onun hisseleri kızının oğulları olan John ve Lapo elkann’a kaldığında John şunu söylemişti: "Olaya vakıf değilim. Çok üzgünüm. Juventus bu kirli işlere bulaşmışsa cezası en ağır olmalıdır. Bizim tarihimiz bu lekeyi kaldıramaz" gibi onurlu laf ettiğinde ona besteler yapılmıştı. "Sıradan Vicdan"lar da aklanan Juventus taraftarının bütünleşmesi ile kamoyunun dileğinin olmasını istediler. Yapılanların haksızlık olduğunun farkındalardı ya da değillerdi ne farkederdi ki? italya'nın çınarı şike skandalı ile sarsılırken bu kirli düzende bunun arkasına sığınmak "pişkinlik"ten başka ne getirirdi.

Büyük kulüp nasıl olunurmuş sorusunun cevabıdır Juventus. Ligden düşürüldüler, paşa paşa oynadılar, Serie B'den tekrar A'ya çıktılar. Ağızlarını açmadılar.

Bizim sözde büyük klübümüzün başına böyle olaylar gelecekte, Platini şerefsiz olmayacak?. Vay efendim 2.ligde oynamak da neymiş çığlıkları, kulübün devliğinden supranasyonelliğinden dem vurmalar ve cabası. Amma öyle olmuyor işte, açın bakın tekrar çıktıkları ligde şampiyonlar ligine de katıldılar ve nağmalup şampiyon oldular. 5 sene sonraa! 5 sene sonra daha güçlü döndüler! Mücadelelerine kaldıkları yerden aynen devam ediyorlar. Ben böyle takımı, o takımın taraftarını, sporcusunu alkışlarım işte. Del piero'yu alkışlarım, o kaç yaşına gelmiş haliyle 20' sindeymişçesine çırpınıp duran Buffon'u alkışlarım. Her ne kadar italyadan Roma'ya sempatim olsa bile. Bu Del Piero penaltı olsa, auta veya taca atsa, Buffon 10 tane gol yese ne yazar! Saygı hak edene gösterilir.

Tekrardan gelgelelim, karşı topluluğun olaylar patlak verdiğinden beri dillerine pelesenk ettikleri "niye sadece biz?" argümanı, bu durumdan çıkmaları için yeterli değil. Yumuşatmak gerekirse aynı şekilde, olayın tutuklamalar ve hukuki boyutuyla ilgili endişelerinde/itirazlarında da haklı olabilirler -ki kafasını kuma gömüp yaşamayan herkesin hak vereceği endişeler/itirazlardır bunlar. Ama yine başa dönersek, tüm bu serzenişler kendilerini bir yere götürecek vasıtalar değil. Kendi adıma, gayet öznel bir yerden konuşuyorum, bu şike davasında son yaşananlardan sonra, eğer bu süreçten taraftar olarak aklanmak ve diğer taraftarlara örnek olmak istiyorlarsa kendilerinden şunu duymayı bekliyorum(dum):

"Yıllardır var olduğu bilinen tüm kirli işler, bizim başımıza patlamış olabilir. Hukuk sisteminin keyfiliği ve çarpıklığı içerisinde bahis konusu davada birçok yanlışlık olabilir. Fakat biz yine de taraftarlığımızla adalet duygumuzu ayırıyoruz. Tüm bu kıvırmaların bir son bulmasını, renklerimizin adını kirleten, bizi alay konusu haline getiren tüm yöneticilerimizin, eğer suçlu bulunurlarsa cezalandırılmalarını istiyoruz. Ve şirazesinden çıkmış olan tüm bu süreçte, lehimize ya da aleyhimize yapılacak tüm kıvırmaların/dolapların da karşısındayız..."


Şu cümleleri kurmayan Fenerbahçe'li taraftarlar, hem taraftarı oldukları sarı lacivert renklere, hem de o formanın üzerindeki terlerle kazanılan tüm maçlara ihanet etmiş olacaklardır şahsi nazarımda.

Olaylar ilk patlak verdiğinde, sosyal medya başta olmak üzere çevremdeki bütün dostlarım, "çok utanıyorum, eğer böyle bir şey yapıldıysa cezası neyse çeksinler" ya da "kimsenin bu taraftara bunu yapmaya hakkı yok" diye söz ediyorlardı. Sürecin ne götürüp getireceğinden bağımsız olarak çok umutlandırmışlardı beni. Ama bir anda ortalık "Masumiyet karinesi"ni -haklı olarak- gündeme getiren, fakat aynı anda Aziz Yıldırım maskesini kafasına geçirip etrafa saldırmakta beis görmeyen tiplerle doldu taştı. Bu yazdıklarım biraz da bana umut veren bu arkadaşlarım için aslında...Umarım sesimi/sesimizi duyuyorsunuzdur, eğer öyleyse ses verin. Yok, artık siz de dönüştüyseniz,(polyannanın dibine vuruyorum burada) bu ülke futbolundan umut kesme vaktimiz çoktan gelmiş demektir.


Bitirmeden Büyük yürek, Cesur yürek, Dik Duruşlu adamın, Del Piero'nun söylediklerine dikiz yapalım;

http://en.alessandrodelpiero.com/news/we-were-here_274.html

"Kazanılan şampiyonluğu hiç yılmadan savaşan, en kötü günümüzde Serie B'de bizimle beraber olan arkadaşlarıma armağan ediyorum..."

Tarih Dürüst/Doğru olanı yazar!

Salı, Eylül 13, 2011

Mekanın Cennet ...

Buraya ne yazarsam yazayım, az olacak ona, biliyorum. Kelimeler kifayetsiz kalacak falan filan işte. Zaten, açıkçası ; onu anlatmaya yetecek kadar geniş bir kelime haznesine de sahip olduğumu pek sanmıyorum. Zira Bülent Eken bile benim gibi düşünüyor olacakmış ki zamanında şöyle bir cümle kurmuş ; " Vallahi Metin Oktay'ın nasıl bir insan oldugunu tarif etmeye benim lisanım kafi gelmez"

Üstüne üstlük bir çoğunuz gibi yaşım da tutmuyor ona, onun zamanına. Metin Oktay'ı bir kere bile olsun ; canlı izleyememiş, görememiş olmanın burukluğu içimi sızlatırken, hakkında anlatılanları büyük bir dikkatle dinlemekten, onu kitaplardan, filmlerden ve cızırdayan video kayıtlarından tanımaya çalışmaktan fazlasını yapamıyorum.

Yapabileceğim tek şey ise bildiğim, okuduğum şeyleri size aktarmak olur ki onu da şu aşağıdaki unutulmaz sahne ile yapacağım. Söyleyebileceğim tek şey ise : Mekanın cennet olsun Metin Oktay.

Cuma, Temmuz 15, 2011

Vefa Arjantin'de Bir Semt Değilmiş

Fernando Cavenaghi ; 2. Lige düşen River Plate'e dönmeyi kabul etmiş. 2001-04 Yılları arasında Kırmızı Beyazlı forma altında 120 küsür maçta neredeyse 80 gol atmış bir yıldız adayıyken Rusya'ya gidip kariyerini baltalamasına rağmen, Cavenaghi hala kıtanın önemli yetenekleri arasında anılıyordu.


Moskova macerasından sonra Bordo ve Mallorca'da oynayan ama amiyane tabirle bir türlü beklenilen patlamayı gerçekleştiremeyen Cavenaghi'yi son olarak İnternacional'de izlemiştik.Cavenaghi'ye zaten tapan River taraftarı, artık muhtemelen onu efsaneler arasında saymaya başlayacaktır. Zira hiç yoksa bile Avrupa'nın Orta-Üst düzey takımlarında rahatlıkla oynayabilecek kalitede bir isim kendisi. Büyük bir vefa örneği sergilemiş açıkçası. Plate'in diğer beklenmeyen transferinin ise Alejandro Gomez olduğu konuşuluyor. 


Lakin bu transferler akabinde sorulması gereken bir şey var : River Plate , maden bu isimleri 2. Lige düşmüşken bile getirebiliyordu, neden durum boka sarmadan önce bu tip hamleler yapılmadı ?

Salı, Temmuz 12, 2011

Şikeyi Destekleyen Galatasaraylı Olmaz

Kolpa olduğunu umuyordum ama değilmiş. Şov yapıp, televizyona çıkmak için Galatasaray'ı ve Galatasaray formasını kirletecek kadar gözü dönmüş bunların. Ayıp bir o kadar da yazık.

Çarşamba, Haziran 29, 2011

Lauro Júnior Batista da Cruz ve Türk İnsanı

Türk insanı hakikaten çok garip. Adamların önüne istatistik koyuyorsun, ı-ıh diyorlar. İnternacional'in sitesine işaret edip, şu kadar maç oynamış şöyle bir kariyeri var diyorsun, burun kıvırıyorlar. Lauro'nun 100. maçı anısına çekilen fotoğrafı koyuyorsun önlerine, " Ama bu adam sadece 6 maç oynadı, ben öyle okudum internette yhaaaa xP " benzeri ifadelerle karşı karşıya kalıyorsun bu seferde.

Tüm Galatasaray'lılar gibi bende isterim Buffon'u, Muslera'yı, Frey'i yahut özellikle de Handanovic'i. Lakin hepsinin transferlerinin gerçekleşmeme nedenleri var işte. Yok efendim neden Ruffier'le ilgilenmediniz de yok neden Sinan Bolat'la görüşmediniz. İnsanlar transferleri oynadıkları oyunlardaki gibi kolay sanıyor, parasını verdiğin an her istediğin futbolcunun alınabileceğini düşünüyor. Açıkçası ; Herkes birinci sınıf kaleci istiyor ama kimse Galatasaray'ın bu sene ikinci sınıf takımların turnuvasına bile katılamadığını hatırlamıyor, konuşmuyor. Hiçbir birinci sınıf kaleci,  bir kulübe renkleri için ya da sadece ligi için, sadece parası için gelmez. Zaten kaleciler, ancak bu şekilde büyük kaleci olabilirler.

Lauro'yu tanıyor muyum ? Hayır. Güveniyor muyum ? Ona değil Taffarel'e güveniyorum. Yeterli midir? Şuan için bilemiyorum fakat ;

En nihayetinde ,70 Milyonluk ülkede hiç kimse Lauro'yu Tafo'dan daha detaylı şekilde gözlemlemiş olamaz. Kimse, adamın karakterini ondan iyi bilemez. Peki neden Türk insanı, kapalı kutulara güvenmek, inanmak yerine bok atar hep ? Meçhul. E kapalı kutulara bu kadar uzak insanlar neden hep " Biz neden oradan buradan genç oyuncuları bulup oynatamıyoruz " temalı cümleler kurarlar ? O da meçhul.

Hayırlısı olsun, Football Manager'a devam.

Cuma, Haziran 24, 2011

Başımız Sağolsun

Gene acı bir vefat haberi düştü yüreklere bir kaç saat önce. Orduspor Çılgınlar Grubunun lideri Amigo Güven Aşçı, geçtiğimiz günlerde koyulan kan kanseri teşhisi sonucu tedavi gördüğü Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesin'de bu sabah 08:30'da vefat etmiş. Orduspor'un ve tüm Tribün Emekçilerinin başı sağolsun

Salı, Haziran 21, 2011

Galatasaray-Liverpool


28 Temmuz'daki Liverpool maçına taa Ankara'dan geleceğim. Ne Liverpool'u çok sevdiğimden ne de Gerarrd'ı, Kuyt'ı çok merak ettiğimden. Sadece " Nasıl koydu Niculescu kocaman " diye bağırmak için geleceğim.

Salı, Haziran 14, 2011

Barış Manço - Van Basten & Rijkaard & Gullit


1980 yılların sonunda AC Milan fırtınasının estiği o dönemde Barış Manço'nun 7'den 77'ye de Van Basten, Rijkaard,Ruud Gullit ile yaptığı ropörtaj. Barış Manço'nun kaleciliğini de izleyebilirsiniz. Bir TRT nostaljisi....

Burada gördüm

Perşembe, Haziran 09, 2011

Yılın Transferi

Mutluluğun Resmi
Trabzonspor bu sene adeta can yeleğimiz oldu transfer döneminde. Bir de Ceyhun'u kopartabilirsek oradan tadından yenmez vallahi. Ha çok mu kötü bir transfer Barış Özbek ? Hayır asla değil. Trabzonspor bu tip oyunculara yönelmeye devam ederse çok net söylüyorum ; İlk ondaki yerleri garanti.

Selçuk-Egemen-Yattara ve Umut'un boşluklarını Barış ve Zokora hamleleriyle ne denli doldurabilecekleri konusuna gelirsek : Zokora iyi bir orta saha ama kesinlikle Selçuk'un oyun zekasına sahip değil. Tamam belki fiziksel gücü ve dayanıklılığı çok daha iyi seviyelerde ama Trabzon'un geçen seneki en büyük sıkıntısı gol üretmekti.
Selçuk'u tutup üzerine bir kreatif oyuncu daha takviye edeceklerine böyle hamlelere yöneldiler. Hayırlısı tekrar, ne diyelim

Perşembe, Haziran 02, 2011

Galatasaray'a Transfer Önerileri # 3 | Bellamy

Bu tip futbolcuları seviyorum ben, yetenekli ve agresif. Takımını göklere çıkartabileceği gibi bir anda yerin dibinede sokabilecek, rakip oyuncuya kırmızı kartlık müdahalelerden çekinmeyen, futbolu sadece işi olarak görme gafletine düşmeyen oyunculardan bahsediyorum.

Ortalama oyuncularla hiç bir zaman hiç bir yere varamazsınız, bir şeyler kazanmak istiyorsanız, biraz riski göze alabilmelisiniz. Bu sadece futbolda değil hayatın her alanında böyledir.

" Kırmızı kartlık " hareketler yapmak ise büyük bir çoğunluk tarafından, umursamazlık ve kendini bilmezlik olarak görülse de bence oyuncunun maçı ne kadar istediğini gösteren hareketlerdir. Tabi ki bunun dozajını, miktarını ayarlayabilecek düzeydeki profesyonel futbolcular için konuşuyorum.

İngiliz sitelerinde, Bellamy ile ilgilendiğimiz konuşuluyor. Geleceğini sanmıyorum ya genede ısrarla öneriyorum efendim. Drgoba olayı ile kafa kafaya yarışır benim için Craig'in transferi. Yukarıda saydığım beni kendine çeken mental özelliklerinin yanında, futbolunun en olgun çağında olması, istatistiki garantisi, çok yönlülüğü ve hücumun her bölgesinde üst düzey performans potansiyeli sanırım sizler için yeterli olacaktır.

Söylemeden geçemeyeceğim, Bellamy tam bir ruh hastası. Sahaya girmeye çalışan bir rakip taraftarı dövebilen, haksız yere takımına çıkan kırmızı kartı protesto amacıyla hakemi tokatlayabilen, daha da ileri gidip soyunma odasında hocasına akrobatik hareketler sergilemiş bir isim Bellamy.

Sizi bilemem ama ben takımımda böyle oyuncular görmek istiyorum.

Pazartesi, Mayıs 30, 2011

Nedir Bu Elmander Sevgisi ?

- derseniz diye paylaşıyorum :

Bir ara yanına gelen bir G.Saray taraftarı ise Elmander'e "F.Bahçe'ye gol atarsan kral olursun, taraftar seni çok sever" dedi ve uzaklaştı.. Kendisine ne söylendiğini anlamayan Elmander hemen birlikte dolaştığı korumaya dönüp "Ne dedi?" diye sordu. Kendisine söyleneni anlayan sempatik yıldız, taraftara seslendi ve önce baş parmağıyla 'tamam' işareti yaptı, daha sonra da "Yapacağım" diye bağırarak gol sözü verdi.

Masabaşı haberidir, yahut değildir. Bilemeyiz, ama bize o güveni aşıladı Elmander. Bizler inandık, sende inan be Johan

Pazar, Mayıs 29, 2011

Galatasaray'a Transfer Önerileri # 2

Scout denildiğinde akla Arsene Wenger ve ekibi gelir. Bu ekip hepinizin bildiği gibi, dünyanın dört bir yanını tarar, göze çarpan, geleceğe damgasını vuracak isimleri bulur, Wenger'e sunar, beğenilirse de Arsenal bünyesine kazandırılır.İşte Larsson bu ekibin, futbol piyasasına sunduğu bir nimet. Nimet belki biraz abartılı bir ifade oldu biliyorum ama, Galatasaray'a gelmesi ihtimal kazanınca hakkındaki görüşlerim belirginleşmeye, şekillenmeye başladı. Açıkçası bu andan itibaren onu bir " nimet " olarak görmeye başladım.

Premier Lig'de üst sıralara oynayan bir ekibin menajeri olsam transfer listemde üst sıralarda bulunmazdı açıkçası Larsson. Zira kendini pek gösteremediği Arsenal yılları haricinde üst düzey bir takımda forma giymeyen bir adamdan bahsediyoruz. Fakat ne Galatasaray'ın şu an için öyle bir durumu var ne de ben Premier Lig'de bir menajerim.

Sebastian Larsson üstün top tekniğiyle herhangi bir maçta kolayca ayırt edilebilecek,seçilebilecek bir futbolcu.Bir çok bölgede, formasının hakkını vererek, özveriyle oynayabilir İsveçli.

Birmingham'ın onla kontrat uzatmaması yönetimimizi, vatandaşları Elmander ve Kallström'ün durumları umarım onu etkiler ve transferi gerçekleşir. Fatih Terim'in her takımında gördüğümüz çok yönlü oyuncu kontejyanında yer alabilecek yeteneğe fazlasıyla sahip bir futbolcu Larsson.

Her transfer döneminde duran top sorununa çözüm olacak diye lanse edilen isimler olur ya hani Galatasaray için. İşte Larsson bu problemede ilaç olur. Kefili de benim.

Elmander Röportajı | Galatasaray.Org

Samimi geldi bana reiz
Öncelikle futbola başlangıcından bahsedelim? Seni tanımamız için futbola başlangıç hikayeni anlatabilir misin?

Kariyerime Homalund takımına başladım, küçük bir 2. Lig takımı. Ama orada büyük ağabeyimle beraber oynadım. O da futbolcuydu, onun da mevkiisi forvetti. O yüzden çok güzeldi orada birlikte forma giymek. Ondan sonra 1. Lig’e transfer oldum. Orada birkaç sezon geçirdikten sonra Hollanda’ya transferim gerçekleşti.

Kariyerinin ilk dönemlerinde orta sahada görev aldığını görüyoruz. Çok yönlü bir hücum oyuncusunun günümüz futbolunda önemi büyük. Bu anlamda da öne çıktığını görüyoruz.

Sizin de belirttiğiniz gibi birden fazla pozisyonda oynayabiliyorum. Sadece forvet de değil, orta sahada da oynayan bir futbolcuyum. İsveç’te oynarken 21 Yaş Altı Milli Takımı’nda orta sahada görev aldım. İngiltere’deki bazı maçlarda orta sahada yer aldım. Sağ kanatta, sol kanatta, farklı mevkiilerde oynadım. Atak anlamında her yerde görev alabileceğimi düşünüyorum, ama tabi ki her zaman için tercih ettiğim pozisyon forvet pozisyonu.

"Tamamdır, ben futbolcu oluyorum" dediğin zaman oldu mu, hatırlıyor musun?

Kariyer anlamında futbolcu olacağımı Feyenoord’a gittiğim zaman anladığımı söyleyebilirim. Bu benim için çok önemli bir adımdı. Oraya gittiğim zaman çok genç bir futbolcuydum, genç bir oyuncu olarak maç yapmaya ihtiyacım vardı. Bu yüzden de kiralık oynamak, tecrübe kazanmak anlamında işime yaradı.

Brondby’deki yükselişin altında ne yatıyordu? Bu hikayeden belki Galatasaray’la bir paralellik söz konusu olabilir?

Bir futbolcu için büyük kulübe gitmek, iyi bir hocayla çalışmak çok önemli. Brondby’de de ben bunu yakaladım. İyi bir kulüptü, iyi taraftarlara sahipti, iyi bir teknik direktörü vardı, bana şans veriyordu. İyi de bir futbol oynadım. Bir şeyleri iyi yaptığınız zaman da otomatikman daha iyi işler yapmak için kendinizi motive ediyorsunuz. Burada da bu tip durumların olacağından eminim. Performansımı, tecrübemi, her şeyimi bu kulübe yansıtacağıma eminim.

Bolton’daki yüksek performansın ardından bu transferin hikayesini senin ağzından dinleyebilir miyiz?

Galatasaray’ın uzun zamandır benimle olan ilgisini, beni seyrettirdiğini biliyorum. Bunu ilk duyduğum zaman gerçekten çok mutlu oldum. Galatasaray’ı uzun zamandır tanıyordum, o yüzden bu durum beni çok mutlu etti. Transferin gelişme öyküsündeyse, menajerimle bağlantıya geçildi, pazarlıklar yapıldı. Şu anda burada sizin yanınızda olduğum için çok mutluyum.

Transfere ikna edilirken statla ilgili bilgi aldın mı, etkilendin mi?

Karar alma aşamasında yeni stadın çok önemli rolü oldu. Kişisel anlamda bir araştırmam da oldu. Stadın resimlerine baktım, videolarını izledim. İnanılmaz bir stat, tamamı dolu olduğu zaman bir futbolcu için çok önemli bir atmosfer oluşacak.

Bolton’da sezonun en golcü oyuncusuydun. Elmander, futbol otoritelerine göre tam bir sistem oyuncusu olarak tanınıyor. Sen buna katılıyor musun, tarzın, oyun yapın hakkında neler söylemek istersin?

İlk 6 ayda forvet pozisyonunda oynadım ve 10 gol attım. Ondan sonra pozisyonum biraz daha geri çekildi, orta sahada oynadım. Bolton’daki performansımdan anlayacağınız gibi sistem ve takım oyuncusuyum. Bir futbolcu gününde olmasa bile mutlaka en azından taraftarı ve kulübü için koşup, mücadele etmeli. Ben de böyleyim, oynadığım takım için elimden geleni yapan bir insanım. Günümde olmasam bile koşan, mücadele eden bir oyuncuyum. Zaten Premier Lig’e baktığınızda en fazla koşan forvetlerden biriyim. Buradan da anlayacağınız gibi kendimi sistem ve takım oyuncusu olarak nitelendirebilirim.

Bolton menajeri Owen Coyle’dan sonra Fatih Terim’le çalışacaksın. Neler söylemek istersin?

Owen Coyle’dan ayrılacağım için üzüntü duyuyorum. Kendisiyle yeniden doğdum diyebilirim. Bir hocanın futbolcuya güvenmesi çok önemlidir. Bana güveni tamdı, o yüzden kendisine sizin aracılığınızla teşekkür etmek istiyorum. Fatih Terim ismi hakkında bir araştırma yapmaya gerek yok. Bütün dünya çapında tanınan, Türk Milli Takımı’yla, Galatasaray’la yaptıkları ortada olan çok iyi bir teknik direktör. Bir an önce onunla buluşup, onun için elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum.

Çok sayıda serbest vuruş golün olduğunu biliyoruz, burada da serbest vuruş gollerini görecek miyiz?

Duran toplarda mutlaka bir etkinliğim var. Son zamanlarda fazla serbest vuruş kullanmıyordum ama umarım Galatasaray formasıyla bu şansı yeniden bulurum, gollerime burada devam ederiz.

Milan Baros’la bir uyum sağlayacağınız konusundaki yorumlar için neler söylemek istersin?

Kendisini futbolcu olarak da, ortak arkadaşımız vasıtasıyla da tanıyorum. Çok iyi bir futbolcu olduğunu biliyorum. Beraber oynarsak iyi bir ikili olacağımızı düşünüyorum.

Lakabın var mı, forma numarası olarak neyi tercih edeceksin?

Lakabım yok. Numara anlamında 9 benim favori numaram, burada da onu giyeceğim.

Gelecek sezonla ilgili kaç gol atacağını düşünüyorsun? Taraftarlardan bu yönde gelen sorular var.

Taraftarlara bir mesaj vermek istiyorum. Burada elimden gelenin en iyisini yaparak birçok gol atmak istiyorum. Ancak önemli olan takımın başarısı ve ben de takım için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Attığım gollerle bu başarıda pay sahibi olursam çok mutlu olacağım. Önümüzdeki sene birçok maç kazanacağız. Bu maçlarda önemli rol almak istiyorum.

Çarşamba, Mayıs 25, 2011

Make Us Dream: Liverpool vs AC Milan 2005

İki takımla da hiç alakam olmasa da tüylerimi diken diken yapan bir olay. SKY çok güzel bir video hazırlamış. Buyrun efendim

Pazar, Mayıs 22, 2011

2010-2011 Şampiyonu Fenerbaçe ve Kadrosu

Muhtemelen yarın Fanatik- Fotomaç gibi gazeteler Fenerbahçe'nin posterini falan dağıtacaklardır. Ben size bir güzellik yapıp şimdiden vereyim dedim. Buyrun efendim, şampiyon kadro

Tabi bu kadronun kurulmasında Büyük Başkan, Aziz Yıldırım'ın büyük payı var. Başkan, ince eleyip sık dokuyarak, takımın ihtiyaçları doğrultusunda adeta nokta transferler yaptı ve geçen senenin son haftasında büyük bir çöküş yaşayan takımı adeta şaha kaldırdı.

Taraftarıyla bütünleşen sarı-lacivertliler ikinci yarıda çok iyi bir performans sergileyerek transfer sezonunu kötü değerlendiren Trabzonspor'u önce yakaladı ardından da geçti

Tebrikler Fenerbahçe, başarılarını Avrupa Arenasında da sürdürmen dileğiyle

Hoşgeldin Elmander

Drogba, Eto'o gibi isimleri bekleyenler muhtemelen hayalkırıklığına uğradılar lakin ben gayet memnunum bu  transferden. Fiziki gücü gayet yeterli, ayağına hakim, oyun zekası ve tekniği kalburüstü bir oyuncu Elmander. Bu meziyetlerini her yerde duyduğum, herkesin söylediği şeyler olduğu için değil, gerçekten onu öyle gözlemlediğim için aktarıyorum.

Gol ortalaması çok yüksek değil Elmander'in görebildiğiniz üzere lakin zaten hiç bir zaman gol yükünü sırtlaması, her maç gol atması gibi görevler verilmedi Elmander'e. Öyle ki oynadığı bazı takımlarda orta sahanın ortasında, serbest oyuncu olarak dahi görev aldı.

Bolton'un tarihinde yaptığı en pahalı transfer olan Elmander'i bu kadar uygun bir maliyetle takıma katmamız ise ayrı bir güzellik. Ünal başkanın transfer ekibi ilk başarısını kazandı diyebiliriz.

Elmander'in alınması - kalırsa - Baros'a da olumlu etki yapacaktır şüphesiz. Kendimizi kandırmayalım, ne kadar seversek sevelim takımdaki tek forvet oluşu Baros'a inanılmaz bir rahatlık veriyordu. Cümlenin başında kalırsa dedim zira ben şu anda hiç dillendirilmese de Rusya'dan cazip teklifler geldiğini hatırlıyorum onun için. Olası bir Drogba transferinde, büyük bir kar edilerek gönderilecektir Baros.

İleride değerlendiririz bu durumu da, şimdilik söyleyebileceğim son söz : Hoşgeldin Elmander.

Perşembe, Mayıs 19, 2011

Veda Busesi

Parçalı formayı sırtına geçirmen bile büyük bir onurdu bizim için.Galatasaray'a gelmeden önce; Çoğumuzun futbol ilahıydın zaten , geldin gönlümüzde taht kurdun. Duruşunla, karakterinle ; Sahadaki biz oldun. Bazen sakatlıklar engel oldu sana, bazen de sahada arkanda duran futboldan bihaberler.

İstediklerin olmadı belki, çok kupa kaldıramadık seninle. Pek parlak geçmedi gerçektende bu yıllar senin şansına. Ama bil ki biz seni hep seveceğiz. Biliyoruz sende bizi unutmayacaksın, maç başına para almayı kabul ettiğin Galatasaray'ı ve bizi, taraftarlarını ; Hagi'den sonra ilk kez sana, bu kadar büyük bir içtenlikle " we love you " diye bağıran, tezahurat eden bu insanları unutmayacaksın.

Gönül isterdi ki daha uzun yıllar kalasın Florya'da, hatta bu formayla emekli olsaydın. Sheree yengenin twitter'ından aldığımız üzücü  habere göre son maçın olacakmış yarın ki maç. Özür dileriz Harry. Bu takım, önceki yönetim sana, senin gibi bir adama layık olamadı. Ama biz sana her zaman göstermeye çalıştık sevgimizi. Biliyorsun. Görüşürüz Harry, umarım ileride bir gün kesişir yollarımız. Son kez büyük bir rahatlıkla söyleyebilirim ki : We love you Harry Kewell.


Bekliyoruz

Salı, Mayıs 17, 2011

Allah'ım Korkunç Birşey


Yorum yok, yapılamaz da zaten. Teşekkürler binlerce kez teşekkürler

L'Pool İstanbul

Yakın zamanda, Liverpool sempatizanlarının İstanbul'da bir toplantısı olacakmış - açıkçası benimde footbaLove'daki posttan haberim oldu bu olaydan -

2005 Final'inden gösterimler, keyifli sohbet falan filan anlayacağınız. İlginizi çekiyorsa yahut fikir belirtmek istiyorsanız : http://istanbuliverpool.tumblr.com/