Pazartesi, Nisan 09, 2012

Son Halka; Garip Bir Kura


Dün -ismi lazım değil- bir spor programında ilk defa görmüştüm; Malum bilet firması Biletix'in skandalını. Neydi o? İlk önce, kelamların havada uçuştuğu, ağızlarda 'Decoder' diye, zıpkıncıkla gezenlerin, dustur olarak edindiği yeni sakız versiyonun son modeli olan"Play Off"un "Süper Final" olarak değişti maç fiksturları.

"Şampiyonluk yakın, meşaleyi yakın" diyenlere nazire yapanlar tarafından biletix'in kurasının doğrulanması, eşleşmelerin fenerbahçe'ye azami fayda sağlayacak şekilde gerçekleşmesi... Bütün bunlar şaşırtmıyor artık..

Hukuk, adalet, kanun, insan hakkı, dürüstlük ve bilimum binlerce erdemin hiçbirinden (sayıyla 0) nasibini alamamış akıl tutulması yaşayan derin federasyonun dün bu çabası "Aristokratların takımı olan Galatasaray"ı şampiyon olmasını engelleyemeyecektir. Lüks ve şaşalı yaşam tarzını, bulunduğu mevkiinin imkanları doğrultusunda, onu bunu söyleyen insanların, kendi egoları uğruna 'taraftar'ın sevdasına ambargo koymaları ne büyük işkencedir.

Şair'in söylediği gibi "görün bunları" Anadolunun en ücra köşesini yalan dolak sahtekarlıkla boyadılar, görün bunları. Saltanatları kabul gördü. Görün bunları. Türk Futbolu; kravatlı adamlardır, şike dosyalarıdır, yalandır, riyadır. Görün bunları.

Henüz 7-8 yaşlarında arkadaşlarla top oynarken; herkes Zidane, Beckham, Figo, Ronaldinho gibi o zamanların popüler adamlarını seçerken ben ya Ronaldo ya da helguara diyordum kendime. Bir defterim vardı benim, içinde böyle dünyanın önde gelen ligleri hakkında bilgiler vardı. O zamanlar tabi daha tam olarak bilgisayar yoktu(belki vardı) şimdiki gibi her kanalda maç yayınlanmadığından ancak Trt'nin 'Avrupadan Futbol' programlarındaki özetler sayesinde bilgilere ulaşabiliyordum. Sonra bir de lig yapıyordum ben. Mesela İskoçya ligi'nin en popüler 6 takımını alıyordum, saatlerce birbirleriyle eşleştirmeye uğraşıp fikstür hazırlıyordum. Bazen de takım adlarını kağıtlara yazıp, katlayıp annemin fincanlarının içine atıp kura çekiyordum. Bunları yaparken yaşım henüz 7 veya 8. yaşıtlarım dışarıda seksek oynarken ben bütün gün evde böyle şeylerle uğraşıyordum.

Futbol tutkum o zamanlarda bile bu kadar büyüktü. Tabi yaş büyüdükçe tutkuda bir değişim olmadı. Futbola adeta aşığım. Ve samimi söylüyorum; futbola kafa yorduğum kadar başka bir alana yoğunlaşsaydım yemin ediyorum bu yaşımda paraya para demezdim. Hayallerim vardı benim. Bilirsiniz insanın hayallerinin çalınması ona acayip derecede koyuyor. Türk futbolunun hayallerini çaldılar, prestijini çaldılar, gururunu çaldılar, markasını, olabilite ihtimalini çaldılar. 'Neden Olmasın' sorusunun beyinlere gark ettiği günlerde, sinir hücrelerimizi çaldılar.

'hakim güçler' tamlaması kulağa her ne kadar "kuğuuullluuukk" anlamı katsa da Türk Futbolu=hakim güçler demek olduğunu bilmeyen beyinler yoktur herhalde. Benim şu sezondan öğrendiğim şey var; Fenerbahçe-Galatasaray maçını son haftaya bırakan, fenerbahçe'nin sahasına denk getiren adamlar, bu maçın formalite maçı olmaması için de ellerinden geleni yapacaklar. Gerek federasyon, gerek yayıncı kuruluş, son haftaya kalmış fb-Galatasaray maçını gazozuna oynatmaz. Yani madem son haftayı böyle dizayn ettiler, bu kurgunun gereğini de yapacaklar. Bu fikstür, lig başından beri hem ligi, hem derin federasyonu hem de yayıncı kuruluşu kurtarma ayaklarıyla Fenerbahçe'yi kurtarma girişimlerinin son adımıydı

Hiçbirimizin son hafta şampiyonluk kupasının Şükrü Saracoğlu'nda kaldırılarak bu ahlaksız oyuna en iyi şekilde cevap verileceği ve bunun unutulmaz bir olay olacağı yönünde şüphesi yok.

Şampiyon Galatasaray olacak(!)

Salı, Mart 27, 2012

"Masumiyet Karinesi"





3 Temmuz'un başından beri 'masumiyet karinesi' diye bik bik ötenler Culio'nun Taffarel ve Muslera ile görüştüğünü, Sözde bu isimler Culio'ya sezon sonunda seni "Galatasaray'a alacağız" dediğini söylüyorlar. Yahu senin hiç mi utanman yok! Var mı bir ses kaydın, belgen, her hangi bir delil. Ne oldu 'Masumiyet Karinesi'ne? Yoksa susun da şikeciliğiniz yanına "iftira"cılık ta eklenmesin! İşi gücü olmayanların, havadan para kazanmak için bu kadar sorun varken toptan hesap soranların Türkiyesi'nde bu adamların prim yapmasına şaşırıyor muyuz? Tabii ki hayır!

Terim'in futbol zihniyeti bu ülkeye 3 gömlek fazla. O yüzden Terim gibi yerli hoca 2 tane sayamazsınız. Dünya da futbolcular 6 ay önceden geleceğine yön verecek imzalar atıyor ama mevcut takımdaki görevini de son güne kadar ifa ediyor. Sıradan insanların, topluma mal olmuş kişiler hakkında konuşurken dikkat etmeleri lazım. Kilosuna bakmadan bazı kendini bilmezler Sayın Fatih TERİM'e yalancı diyebilme cürretini gösterebiliyorlar.

Burada en büyük suç, milatları dolmuş yaşlı medya moruklarınındır. Bunlar istediği öküzü, en tatlı yaratık gibi gösterebilir -ki gösteriyor. Fatih Terim'e çamur atanlar unutmasın ki Temmuz başlarında patlayan şike olaylarında, Şu soruluyor: "Türkiye'de çıkan şike krizi hakkında ne düşünüyorsunuz" Fatih Hoca, "Antremana çıkıyorum şimdi.." diye cevap veriyor. Bu; 'Ben emeğimin peşindeyim, çalışıyorum' demek. Galatasaray olmak demek! Şimdi ligin sonuna geldik ya, rüzgarı arkamıza aldık ya, atın çamurlarınızı, atın patilerinizi!


Ben de ellerim kirlenince temiz bir havluya ihtiyaç duyuyorum; ama önce o elleri yıkayacak bir miktar su lazım. Ne yazık ki bazı kendini bilmezler o kadar büyük bir panik içerisindeler ki, kirli ellerini temizlemeden tertemiz havluya silmek istiyorlar. O kadar acınacak haldeler ki kılınızı kıpırdatmadan bunu fark edebilirsiniz.

Pazartesi, Mart 26, 2012

Elde var sıfır...

Geçen sene yokları oynayan bir takım...Canını dişine taksa da sonuca bir türlü ulaşamayan,Anadolu takımlarının bile çerez olarak gördüğü Türkiye'nin en büyük takımı...

İlk 11 değişiyor,yeni bir teknik direktör ve ilk 11'de tam tamına 10 yeni oyuncu.Çıkıyor,bir yıl önceki takımın normal gelişim süresinde 4-5 yılda oynayabileceği topu oynuyor.Bu 11 kişi sanki yıllardır beraber oynuyormuşçasına,herkes birbirinin görevini neyi iyi yapıp neyi yapamadığını bilip büyük bir güç haline dönüşüyor.

Geçen sene neredeyse küme düşecek takım,bu sene bitime 3 hafta kala şampiyonluğunu ilan edecekti.

Playoff'lar olmasaydı...

Gel de şimdi küfür etme bu ülkedeki düzene.Hukuk adaleti sağlamak yerine güçlüyü koruma düzeninde işliyor hep ve en kötüsü insanlar bunu aklına kazımış.Daha önce yazdığım "Kamplaşan Taraftarlar" yazımda belirttiğim gibi bir hukukçunun bile kendi takımı için inandığı ilkelerden vazgeçebileceği bir ülke maalesef..

Bunu inanarak söylüyorum ki,bu tramvayı en ağır yaşayan Fenerbahçe dahil,herhangi bir takım bugün Galatasaray'ın yerinde olsa aynı lafları ederdi..

Güçlüyü koruma,yayıncı kuruluşa peşkeş çekme zihniyetiyle bu sismeti getiren insanlar,bir gün umarım hesap sorulacak size...

Cumartesi, Mart 24, 2012

#17

Malum haftaya gireceğim sınav ve onu takip edecek süreçte beni bekleyen maraton dolayısıyla pek ilgilenemiyorum blogla . Lakin şimdi bahsedeceğim adam için bırak bloga girmeyi, parçalı formayla Elland Road'a bile girilir.


Methiyeler mi dizsem, performansından istatistiki kesitler mi sunsam pek kararlaştıramamıştım şu sayfayı açmadan önce ama şuan verdiğim kararla şöyle girmek istiyorum yazıya :


Eskiden buz hokeyi oynama nedenini şöyle açıklamıştı bir röportajında Tomas : " Mücadele var, vücut teması ve çarpışma var . " 


Günümüz yabancı transferleriyle, özellikle de genel algıda " Yaşı gelmiş oyuncu " statüsünde olan yabancı transferlerle farkını burada ortaya koyuyordu Ujfalusi. O, buraya amiyane tabirle yatmaya değil ; Gayet sancılı geçeceği aşikar bir oluşum sancısının önemli bir kısmını sırtlamaya, sıfırdan kurulan bir takımın en mühim dişlilerinden biri olmaya, tıpkı çok eskiden buz pistinde yaptığı gibi omuz omuza çarpışmaya geliyordu.


18 yaşından 22 yaşına kadar geçecek süreçte ülkesinin en büyük takımı Sigma'da 100 küsür maçta yaptığı gibi, sırasıyla Hamburg'da Floransa'da ve Madrid'de çıktığı 300 maçta ortaya koyduğu, kendisine Gladyatör lakabını getiren yılmaz, sert ve bir o kadarda kendinden emin performansı ortaya koymaya geliyordu İstanbul'a Çek Cumhuriyeti'nin kaptanı .


Nitekim öylede oldu. Birkaç maçın ardından Fatih Terim'in 2012 model Galatasaray'ının savunma, orta alan ve forvet ikililerinin arasındaki en göze batan performanslarına imza atacağı yavaş yavaş kestiriliyordu Gladyatörün. Güzelim ülkemin pek tarafsız yorumcuları kendisine pek ısınamamış olsa gerek ti ki fazlaca yorumlanmıyordu gazete yazılarında, yorumlayanlar da hakkında, Rıdvan Stayla : Saklanan ve pasif oyuncu - gibisinden ifadeler kullanıyordu.


Gerçek futbol severler ve özellikle de uzun zamandır bu kadar taşşaklı stoper görmemiş olan Galatasaray taraftarı tarafındansa bir idol olarak görülmeye çoktan başlamıştı.


İlerleyen haftalada puan farkının açılmasında Muslera, Selçuk ve Elmander'in yanında aslan payı Ujfalusi'nindi. Sadece gösterdiği katkıyla değil yanında oynayan seri ve soğukkanlı Türk'ün sahadaki öğretmeni oluyordu Tomas. Gerek pozisyon bilgisi gerek de müdahalelerde adeta ders veriyordu Semih'e.


Bugün kaptanın doğum günü. 34 yıl önce bugün Rymarov'da doğan Ujfalusi umarım uzun yıllar daha bizimle olur. Umarım onun kaptanlığında bir çok kupa götürürüz müzemize. Semih'e daha nice şeyler öğretir ve rakip santraforlarla JB geçmeye devam eder.


İyi doğdun ulu reis !

Çarşamba, Eylül 14, 2011

Hitler'de Fenerbahçeliydi

Futbol hayatını bir Fenerbahçe maçıyla tamamlamak isteyen Metin Oktay'ın
Fenerbahçe kulübünde ki dönemin yöneticilerinden Eşref Aydın'dan aldığı cevap ;
" Kabul ederiz fakat bir şartla ; Fenerbahçe kulübü ve taraftarı her zaman sana hayrandı. dünya gözüyle seni Fenerbahçe forması altında görmek isteriz.10 dakikalığınada olsa giyer misin?"

Metin Oktay: Şeref duyarım.


Bu kafa yapısındaki bir adama iftira atmak, onun adı üzerinden prim yapmaya çalışmak düpedüz yavşaklıktır. Hürriyet Gazetesinden yakın zamanda ; Hitler Sarı Laciverte gönül vermişti, Churchill'de Kanaryaydı gibi başlıkların yanı sıra Hz. Muhammed , Fenerbahçeliydi bombası bekliyorum. Zira bu Hürriyet'in mantık sınırlarının yanı sıra insanlarının değer yargılarını da hiçe sayarak yaptığı ilk iş değil. Ülkeyi doğudan bölüp çocuklara öyle öğrettiklerini mi söylesem, PKK'lıları şehit ilan ettiklerini mi , anneannelerinin annesi yaşındaki kadıncağıza yaptıkları iğrenç kelime oyununu mu vallahi bilemedim. Allah sizi bildiği gibi yapsın. Daha doğrusu ; Allah bin belanızı versin.





Salı, Eylül 13, 2011

Mekanın Cennet ...

Buraya ne yazarsam yazayım, az olacak ona, biliyorum. Kelimeler kifayetsiz kalacak falan filan işte. Zaten, açıkçası ; onu anlatmaya yetecek kadar geniş bir kelime haznesine de sahip olduğumu pek sanmıyorum. Zira Bülent Eken bile benim gibi düşünüyor olacakmış ki zamanında şöyle bir cümle kurmuş ; " Vallahi Metin Oktay'ın nasıl bir insan oldugunu tarif etmeye benim lisanım kafi gelmez"

Üstüne üstlük bir çoğunuz gibi yaşım da tutmuyor ona, onun zamanına. Metin Oktay'ı bir kere bile olsun ; canlı izleyememiş, görememiş olmanın burukluğu içimi sızlatırken, hakkında anlatılanları büyük bir dikkatle dinlemekten, onu kitaplardan, filmlerden ve cızırdayan video kayıtlarından tanımaya çalışmaktan fazlasını yapamıyorum.

Yapabileceğim tek şey ise bildiğim, okuduğum şeyleri size aktarmak olur ki onu da şu aşağıdaki unutulmaz sahne ile yapacağım. Söyleyebileceğim tek şey ise : Mekanın cennet olsun Metin Oktay.

Perşembe, Temmuz 21, 2011

Turkiş Fitbol Fedıreyşın Prezident'i


Mehmet Ali Aydinlar.

Boyle bir adami futbol federasyonunun basina getiren zihniyete 2 3 laf sokmadan evel, arkadasin felsefe literaturunde cigir acacak haftanin lafzasiyla sozlerime basliyorum.

"Biz görevde olduğumuz sürece ligimiz, ağustos sonundan önce başlamayacak"


Bu sozcuk obegibi okur okumaz gozlerimden yaslar geldi. Pek bir duygulandim. Bilmem kac gun oncesine kadar, "ligler planlandigi sekilde baslayacak" fetvasini veren bu yuce sahsiyet ve ekibi, manasini kavramakta zorluk cektigim yukaridaki cumle vasitasi ile niyetlerini aciklamislardir.

Kissadan hisse, bu adam hakkinda edindigim ilk izlenim su :

- Bu adamin ne sozu soz
- Ne bu adama guvenilir
- Ne de bir kuruma baskanlik edebilir

Bir kere adamin suratindaki feyilsizlik, saclarini tarayisi, ses tonu, gozlerini durmadan kacirmasi, ilk okul cocuklarini kandirdigini zannedercesine verdigi kacamak cevaplar, adama ve ekibine olan guveni sarsmaya yetiyor, bir de artiyor. Adamin suratina bakinca nedense, rezillerin rezili bir superlig bizi bekliyormus, herseyin mumkun oldugu bir anti-lig'e dogru yol aliyormusuz gibi geliyor.

Bu adam ve ekibinin felsefesinin digiturk'un parasi uzerinde sekillendigi goreve geldikleri ilk gunden kendisini belli etti. Baskan Aysal'in aciklamalarinin bu adami bu denli kizdirmasi, ve tehtidler savurmasinin sebebi, kendine olan guvensizligi. Adamin bazilari tarafından kolayca yonetilebilecegi gozlerinden okunuyor. Ayriyetten adamin fenerbahce formali resimleride pek bir ic karartici.

Son 2 haftadir, UEFA en buyuk destekcimiz, turk basini ve sagduyulu taraftar sagolsun, bize cok destek oluyorlar gibi komedi vasyasyonlar vasitasi ile, at boku gundemini yaratmaya calisan bu adamin en komigime giden tarafi, halki ve taraftari kandirdigini sanmasi ve kendininde buna inanmasi.

ULAN - ne desteginden bahsediyorsun ? Sana ne konuda destek olmak gerekiyor ki ? Neyinize destek olunacak ey federasyon ? Sikeyle 3 puanlari toplayan kulubu korumana calismana mi destek veriyorlar ? Anlamiyorum. Hayir, sonunda zaten ne karar almak zorunda olacaginiz belliyken, bu zekasiz oyunlardan ne bekliyorsun ? Bir aciklama getir suna. Neyine destek oluyor UEFA ? "Bize ve aldigimiz her turlu karara guveniyorlar!!!" Ey yuce UEFA, seni tenzih ederim, zamaninda az serefsizlik yapmadin ancak, olsun yine hak hukuk dedimmi bir duvar oruyorsun.

Ey federasyon baskani, yuksek sesle konus. Ne karar almak istiyorsun da ? Taraftar sana destek verecek ?
Kamuoyu "zeki federasyonmus" diyecek ? Bak baskan ,Turk futbolunu korumak, digiturk'un parasina bagli degildir. Turk futbolunu korumak neye baglidir biliyormusun ? Adaletli sisteme baglidir. Sen anlik korkularla turk futbolunun gelecegini cope atmaya kalkistin ve elinden gelse bunu yapacaktin.

Birde ikinci varyasyonun olan "kisileri ve kulupleri birbirinden ayiralim gozunuzu seveyim".

Bu kadar rezil ve talihsiz bir aciklamaya 8 yasindayken sahit olmustum oda bisikletimi tamir eden adamin dinamona 3 pul takarsam farin daha iyi yanar demesiydi. Oysa dinamo sadece lastiğe surtunmeyle enerji uretir, jantın dinamoya temasiyla bir alakası yoktur. Gerzek adam beni kandirdigini sanip daha cok para koparmak istemisti. Ama ne biliyormusun ? Basaramadi.

Kardesim, kulup nedir ? Sen bana sunun cevabını ver bir. Canlı bir varlik mi kulup ? Kulup, tuzel kisiliklerden olusur. Yani kulubu yonetenler, kulubun adına kulubu temsil eder. Bunu anlıyabilecek kapasiteniz var mi ?
Hadi tamam, fenerlisin, siyirmaya calisiyorsun, anliyorum. Ama madem guttugun tez bu, ozaman soyle desene,
"evet kulupleri ve sahislarin yedigi boklari birbirine karistirmayin, ancak bu sahislarin faaliyetleri vasitasiyla saglanan haksiz kazanclarda elbette silinmelidir..." Sen sahislari cezalandirmissin, emek hirsizligi olan o haksiz kazanclar kulupte kalmis. Bunun bir anlami var mi senin icin ? He tabi vardir, fenerlisin cunku. Ama diger hakki yenen insanlar icin yok kuzucugum. Bunu belirtmek istedim. Her istedigini yapamazsin o koltukta oturuyorsun diye. Ne sen ne ekibin, kurallara uymamazlik, adaleti saymamazlik edemezsiniz. Yoksa kainati yaratan Tanri oteki dunyada verir cezanizi. Cunku Tanri adaletle hukmetmeyi emreder.

Birde bu neyi gosteriyor biliyormusun ? Sana kalsa, baski olmasa sen adaletsiz hukmedeceksin. Zaten satirlari yazmamin sebebi bu. Bunu bildigim icin yaziyorum. Hak yemek en nefret ettigim seydir.. Ve o kazancta milyonlarca insanin kandirilisi, parasi, emegi, kani, teri, umutlari var. Bunun altindan nasil kalkacaksiniz ?
Biliyorum ki uzerinizde boyle bi baski olmasa, sizin yaniniza kalacakti, ve ligleri aynen 7 ağustos'ta baslatacaktiniz. Siz boyle bir federasyonsunuz. Bunun goruntusunu verdiniz.

Nasil bir lig gececegini bilmiyorum ancak sizin gibi sahislar bastayken, mhk'si o'su busu baya bir karisacak. Hele hele sikeye alismis camilar lig'de kalirsa, bir baska eglenceli olacak.

Simdi su 2 3 lafi sokayim. ^>-- Boyle birtane adami ve arkasinda dolananlari turk futbolunun basina getirdiginiz icin - FUUUUUUUUUCKKKKK OFFFFFFFFFFF.

Cumartesi, Temmuz 16, 2011

" Deliller Elimize Ulaşırsa Radikal Kararlar Alabiliriz "

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanvekili Lütfi Arıboğan, şike skandalıyla ilgili açıklamalar yapmış. Açıklamanın en can alıcı cümlesi, şüphesiz " Deliller elimize ulaşırsa radikal kararlar alabiliriz " olmuş. Açıklamanın tamamı aşağıda mevcut. Bu açıklamaya karşılık benim naçizane fikrimi yansıtan video ise en altta. İyi seyirler efendim .

"Türk futbolunda güzel şeyler yaşanmıyor ama biz çok zor durumda değiliz. Çünkü Türkiye Futbol Federasyonu'nun başkanını, yönetimini, kurullarını, hukukçularını sayarsak 40'ın üzerinde hukukçu ekibimiz var. Bu kurum, Türkiye'nin en tecrübeli spor kurumu. Bilgi birikimi, tecrübesi ile TFF, Türk sporunun tepesinde bir kurum. Hem kanunun verdiği yetki hem statümüzle Türkiye'nin tamamında futbolu yönetiyoruz. 
Bu durum, ciddi bir problem ama bu ciddi problemi verileri ve belgeleriyle süzerek en sağlıklı şekilde çözeceğiz. Bunlar bu düzeyde daha önce yaşanmadı. O nedenle tüm futbolseverleri ve kamuoyunu sağduyuya çağırıyorum. Herkes sakin olsun. TFF hem kamuoyunu, hem uluslararası mercileri tatmin edecek şekilde, en hukuki, en adil biçimde bu sorunu çözecek. 

Yeni yönetim olarak çarşamba günü seçildikten sonra pazar günü bu sorunla yüzleştik. Futbol ailemizi bir araya topladık; bu süreci onlarla birlikte yönetiyoruz. Sürecin lideri biziz ama futbol ailemizle birlikte yönetiyoruz. Sabırsızlık yapmamak gerekir.
Emin olun her ihtimali bir bir çalışıyoruz. Her ihtimal gündemimizde. O nedenle zaman zaman işin adaletiyle, hukuki kısmıyla, sonucuyla ilgili kaygılara kapılmamak gerek. Reaksiyon göstermemek gerek. 

Hiçbir baskı görmüyoruz. Ama sürecin başından itibaren savcılık ve emniyet bizimle birlikte çalışacağını vaad etti. 2. gün bizimle toplantı yaptılar. Hemen bizimle ilgili çalışmaları yapabilmek adına, deliler için başvuru yaptık. Şu ana kadar belge veya delil almadık ama sayın savcı konunun gizliliği ve yoğunluktan dolayı süreye ihtiyacı olduğunu söyledi. Zaman kısıtlılığını ve kamuoyu baskısını bildiği için en kısa zamanda göndereceğini belirtti. 

Deliller geldikten sonra şu kadar zamanda biter demek çok zor. 11 Temmuz'daki toplantımızda bu konuyu Etik Kurulu'na sevkettik. Kuruldakiler delillerin gelmesini bekliyor. Hukuk ekibimiz de hazırlandı. Etik Kurulu için gerekli çalışma ortamı, emniyet önlemleri hazır. Deliller gelir gelmez çalışma başlayacaklar. Bir süre veremem çünkü mesela medyada 1200 dosyadan bahsediliyor. Çok ciddi bir çalışma bu. İncelenmesi gereken ifadeler, deliller, bilgiler var ama bu arada medyadan takip ettiğimiz kadarıyla itiraflar da olmaya başladı. İtiraflar da olursa süreç kısalacaktır. 

Delileler ve belgelerle bizim statümüzde ve uluslararası kurallarda ne ceza gerekiyorsa, bundan farklı birşey yapmamız mümkün değil. 

Sayın Demirören dün Sayın Aydınlar'ı ziyaret etti, ben yoktum. Orada sayın başkanımıza kupayı aklanana kadar iade kararı aldıklarını bildirmişler. Bunu açıkçası son derece etik buluyorum. Bu süreçteki en etik davranış olarak buluyorum."


Cuma, Temmuz 15, 2011

Rüya mı ?

Vefa Arjantin'de Bir Semt Değilmiş

Fernando Cavenaghi ; 2. Lige düşen River Plate'e dönmeyi kabul etmiş. 2001-04 Yılları arasında Kırmızı Beyazlı forma altında 120 küsür maçta neredeyse 80 gol atmış bir yıldız adayıyken Rusya'ya gidip kariyerini baltalamasına rağmen, Cavenaghi hala kıtanın önemli yetenekleri arasında anılıyordu.


Moskova macerasından sonra Bordo ve Mallorca'da oynayan ama amiyane tabirle bir türlü beklenilen patlamayı gerçekleştiremeyen Cavenaghi'yi son olarak İnternacional'de izlemiştik.Cavenaghi'ye zaten tapan River taraftarı, artık muhtemelen onu efsaneler arasında saymaya başlayacaktır. Zira hiç yoksa bile Avrupa'nın Orta-Üst düzey takımlarında rahatlıkla oynayabilecek kalitede bir isim kendisi. Büyük bir vefa örneği sergilemiş açıkçası. Plate'in diğer beklenmeyen transferinin ise Alejandro Gomez olduğu konuşuluyor. 


Lakin bu transferler akabinde sorulması gereken bir şey var : River Plate , maden bu isimleri 2. Lige düşmüşken bile getirebiliyordu, neden durum boka sarmadan önce bu tip hamleler yapılmadı ?