Çarşamba, Haziran 26, 2013

Şike Ve Süreç Üzerine Genel Değerlendirme

Süreç başından beri, Fenerbahçe'nin şike yaptığına inanıyorum. Ve yemin ediyorum ki "iddianame"deki bir çok tapeyi okudum. Bunun bende arşivi var. Çok önemli yerleri kestim. Bununla ilgili bir çokşey yazdım çizdim. Yazmaya devam edeceğim. Bu tapelerin Fenerbahçe'nin spor hukukuna göre - 0 Tolerans- ceza alması Uefa - Fıfa - TFF nezdinde herneyse her türlü cezayı alması gerekirdi. Şikeyi masumlaştırmaya çalışmak, bu olaylardan romantik Fenerbahçe'lilerin "acıtasyon" ile prim yapmaya çalışması benim gözümde hep "şaka gibiler, başlarını kumun altına gömmüşler resmen" düşüncesi oluşturdu. Mesela "somut belge yok, nasıl eminler" sorusuna "en azından şike yapmadığına emin olan kitleye nazaran 'tape'ler var" dedirtse de ilk görüşteki soru da benim nezdimde yanlış sayılmaz.


"Vicdan" ve "İzan" kelimelerinin hasıraltı edilip yaşandığı bir toplumda; sırtlarına herhangi bir toplumsal ayrışmayı imlemeden geçirilen (anne/baba/abi/abla etkisi, arkadaş çevresi, medya, vs) formalarıyla "taraftarcılık" oyunu oynayan kitlelerin ağzından dökülen salyalarla ne yazık ki "Türk futbolu" dediğimiz olgunun nasıl bir şey olduğunu çok iyi izledik/izliyoruz. Bir tarafta "karşı tarafı" şike iknasına girişilirken... Karşı tarafında "şike yapılmadı" diktesine mazur kaldığınızda mantık denen şeyin devre dışı kaldığını göreceksiniz. Ben hep söylemişimdir "Tümden Ret" veya "Tümden Kabul" benim aklımın almadığı tabular. Bir şeyi tartışırken önce "taraflıca" düşünmek (taraflıca=geniş düşünme) gerekir. Skeptik yaklaşmak lazım olaylara, özellikle Türkiye'deysek.

Geniş bir girizgahtan sonra öncelikle şunu söyleyeyim "Yerel Mahkeme"de bazı hukuksuzlukların olduğunu kabul ediyorum. Sadece 'tape'lere dayandırılmış bir dava seyrettik, teknik-takip, usul, görsel video-resim herhangi bir şekilde böyle delillerden yararlanılmadı. Cemil Turan - İlhan Ekşioğlu'nu falan yan yana gördük elinde çantalarıyla ama yeterli değil. Tapelere göre kamoyu vicdanında şike oluştu. Benimde vicdanımda şike oluştu. Bunu asla yadsıyamayız. Ama "Yerel mahkeme"ler bu şekilde seyredilemez. 400 küsür sayfalık "iddianame"deki her bir olay için söylemiyorum bunu. Mesela İBB-BJK-İBRAHİM AKIN 3'lüsünde kesin para alış verişi olmuş. Hocaya danışılmış filan. Bunda "ek delil"lere gerek olmadığını düşünüyorum. Ama "tarlalar sürüldü" lafıyla 'Yerel Mahkeme'lerde sonuç alamayız. "3 tarlayı da sürdünüz mü" tapesine İlhan ekşioğlu, Şekip mosturoğlu ve Aziz yıldırım 3 farklı ifade verdiler. Hele Aziz yıldırım'ınki tam komediydi: "Eyüp sultan'da kurban kestiniz mi demek istedim" dedi savcıya. Resmen trajikomik birşey bu. Ama bütün bunlara rağmen bu "Yerel Mahkeme"ye göre kesin bir şikenin varlığını kanıtlamaz. Mahkemeler biraz "niyet" okuyarak biraz da tape usullerini uydurarak ceza verdiler. Bakın, sürekli yerel mahkeme diyorum çünkü, spor hukukunda bunların hiçbirine ihtiyaç yoktur ve şüpheli bir durumda gerekli işlemlerin yapılması gerekir bu şüpheyi biraz daha aşmış bir olay zaten. Mesela Spor Medyası, Spor adamları, Spor yöneticileri, Türk Futbolu amirleri "Kamoyu Vicdanı"na şeffaf olamadılar. Tepki daha da arttı.

Rahatsız olunan konular, mevcut yasaların bir gecede değiştirilmesi, mevcut lig statüsünün aniden değiştirilmesi, Fenerbahçe'nin namusunu pazarlık malzemesi yapması, başbakanın Uefa'dan bir kereye mahsus af dilemesi, suçların kulüpleri değil şahısları bağlaması hareketi, her gelen TFF YÖNETİMİ'nin Uefa ile pazarlıklara girişmesi, Mehmet Aydınlar Etik Kurulu'nun hazırladığı "Teşvik, şike, şikeye teşebbüs sonuçlarına ulaşılmış.." raporunu okumasına rağmen "delil yok" demesi... Bütün Puzzl'ların parçasını birleştirdiğinde futbolda bazı "ahlak"sızlıkların yapıldığını görürsünüz. Ama mahkeme bunu böyle göremez, görmemeli. Benim derdim Hürriyet, Vatan, zaman gibi gazetelerde yazılanları, habertürk, samanyolu, Trt gibi televizyon kanallarında konuşulanları ve Mehhmet baransu, Talip doğan karlıbel, Erman toroğlu gibi adamların laflarını benimseyip, bunları kendi fikirleri olarak savunan ve sorgulama yeteneğini kaybetmek üzere olan insanlardır. Meselenin şikenin varlığı veya yokluğu değil, mahkemenin tavrı ve yargılamanın şekli olduğunu kavrayamayanlardır. "Şike var" veya "şike yok" desekte bunu mantık çerçevesinde izah edip düzgün geçirmek gerekir; zira bizde bu ince vakıada olayları kesin yanlış değerlendirebiliriz.


Ben diyorum ki olması gerekn, en iyi niyetle, Aziz Yıldırım ve Çetesinin!! En baştan "tutuksuz yargılanma"sı gerekirdi. En iyi niyetle 3 yıl hapis cezası alıp ve bunun paraya dönüştürülmesiydi. Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu, Cemil Turan ve İddianamede bilahare adı geçen yöneticilerin "ömür boyu" spordan men edilmeleri gerekirdi. Fenerbahçe'nin Lig'den düşürülmesi ve Avrupa kupalarına uzunca bir süre katılamaması gerekirdi. Ama bunların zamanında olması lazımdı. Spor hukuku şikenin varlığını tanırken, TFF'nin bunca taklalar atması, bunca katakulliler içine girmesi, klüpleri ve kişileri kurtaracağım derken aslında onlara zarar verdiğini bilmemesi..Bütün bu süreçte yaşanan gafletlerdi. Fenerbahçe hep bir korkuyla yaşadı, hep bir kaosla yaşadı. Kamoyu vicdanında "Şikeyi aklamaya çalışan yalancılar" olarak yer edindiler. Ve bunu hiçbir hukuk, hiçbir mahkeme aklayamaz. Süreç başında "Silbaştan" yapıp, bazı şeylere hengame getirmeseydiler bu işten daha karlı çıkmış olacaklardı. Kaybeden yine onlar oldu.

0 sallama:

Yorum Gönderme

Çekinme söyle